İmece’nin bir köy ya da kırsal yerleşim yerlerinde işlerin gönüllü olarak ve el birliği içinde yapılması olduğunu bilmeyenimiz yoktur.
Öyle ki, imece ile köyün kanalizasyonunun yapılması, köyün merasının temizlenmesi, okul ve cami inşaatı, köyün korusundan ağaç kesilmesi ve hayır işlerinde gereken ortak çalışma gibi işler yapılır.
Ben de kamudan ve gazetecilikten emekli olmuş biri olarak Çanakkale’nin Kazdağları’nın eteklerinde yerleştiğim Kalkım Beldesi Çiftlik Köyü’nde köylülerin tabiriyle “Angarya” olarak tanımladıkları “İmece”ye katıldım.
Traktörleri olanların traktörleri ile, olmayanların ise bireysel olarak katıldığı imecede iş çaydan taş toplamaktı.
Toplanacak taşlar köyün sulama suyuna güneş enerjisiyle su basacak kuyunun efratına döşenecekti.
Ben de ilk defa katıldığım bu imecede diğer köylülerimiz ile birlikte 10–11 traktör taş toplanmasına yardım ettim.
Daha önce linyit madeni olan şu an kullanmayan ve suni gölet haline gelen göletten köye döşenen hatla “Maden Suyu” olarak adlandırdıkları suyla ürünlerini sulayan köylülerimiz takviye olarak gelecek bu suyla inşallah yazın su sıkıntısı yaşamayacak.
Taşların toplanmasından sonra yine köylülerimiz römorklarına kuyuda kullanılacak büzleri sarıp köye geldiler.
Büzler birkaç gün içinde kepçeyle kazılacak kuyuya konulacak. Toplanan taşlar da büzlerin etrafına dizilecek.
Büyük ihtimalle önümüzdeki günlerde yeni “İmece” ve “İmeceler” yapılacak.
Belki tüm köylülerimiz gibi ben de bu imecede yoruldum. Ama yorgunluğumuz köyümüze gelecek sulama suyu nedeniyle çok çabuk geçti.
Köyümüz gibi diğer köylerde ve kırsal yerleşim yerlerinde böylesine güzel adetlerimizden olan imecenin bugün de devam ediyor olması çok sevindirici.
İmece konusunu işlediğimiz bu haftaki yazımızın sonuna gelirken siz değerli okuyucularıma sağlıklı ve mutlu günler diliyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum.
Kalın sağlıcakla…




