Degisik tarim ürünlerinin sonrasinda rotayi çilek üretimine çeviren çiftçilerimizin yüzü gülüyor.Ekiminden dikimine temizliginden hasadina birkaç merhaleden geçen çilekçilige hemen hemen geçmeyen köy ve çiftçimiz kalmadi.Üretilen çilegi -40 derecede sogutarak -20 derecede paketleyip yurt disina ihraç eden fabrikalar kurulurken, çilek üreticileri çilegin kilogramini toptan 12 liradan satiyor.
Öyle ki Mustafa abinin islettigi köy kahvesinde bir kendisi bir ben çaylarimizi yudumlarken, çilek üreticisi köylülerimiz ise tarlalarinda çilek hasadini yapiyorlar.Çiftçimize yeni bir gelir kapisi olan çilekçilik nedeniyle yörenin daha önceki ürünü olan ve yöresel isaret ile patent almis kapya biberin dikimi bile azalmis durumda.Üretimlerini yol kenarlarinda gerçeklestiren bazi çilek üreticilerimiz ise, çileklerini “kendi çilegini tarladan kendin seç, kendin topla” sloganiyla perakende satiyorlar.Yazimin basinda belirttigim gibi degisik tarim ürünlerinden sonra çilekçilige geçen üreticilerimizin bulundugu yerlerdeki belde ve kasabalarimiz da belirli tarihlerde “çilek festivali” düzenliyorlar.
Çilek üretimi sayesinde gerek çilek hasadi, gerek çilek pazarlamasi nedeniyle istihdam saglanirken, tarlalar da icara yani kiraya verilerek köylülerimize gelir kapisi oluyor.Sulamasindan bakimina her gün ilgilenilen çilekçilik üretiminde köylülerimiz daha iyi ürün elde etmek amaciyla tarlalarinda topanak diye adlandirilan zararli otlar ile biyik diye tabir edilen uzayan kollu çilek fidelerini de belirli günlerde temizlemeyi ihmal etmiyorlar.Velhasil çilekçilik sayesinde köylülerimiz eskisinden daha refah bir düzeye ulasirken, yeni bir üretim kapisi bulmaktan memnunlar.
Bu duygu ve düsüncelerle çiftçilerimizin çilekçilik gibi yeni ürünlerle yeni gelir kapilarina kavusmasi ümidiyle çiftçilerimize bol kazançlar diliyorum.Yeni yazimda bulusmak üzere Allah’a emanet olun. Kalin saglicakla…
