“Çok gezen mi bilir, çok okuyan mi” atasözünden yola çikarak kendimi hem okuyarak, hem gezip görerek bilmediklerimi ögrenmeye adadim.
Bu nedenle de geçtigimiz hafta sonu esim ve kizlarimla birlikte Istanbul’da Büyük Saray Mozaikleri Müzesi, Dikilitas, Türk Islam Eserleri Müzesi, Yerebatan Sarnici ve Galataport Istanbul’da ziyaretlerde bulundum.
Ziyaretlerin üçüncü asamasinda Çanli hemserim, degerli arkadasim Türk Islam Eserleri Müzesi Müdürü Ekrem Aytar hocam ile Yerebatan Sarnici’nda bulusup görüsme firsati da yakaladim.
Kizlarimin çizdigi ziyaret rotasini Galaport Istanbul’da sonlandirirken; Istanbul’da daha görüp gezmemiz gereken çok sayida müze, tarihi yer ve camiler var.
Bunlari yine baska bir Istanbul’a gelisimize birakirken; yorgun ve argin bir sekilde evimize döndük.
Yazimin basinda belirttigim gibi bir yerleri gezip görmek ve okumak genel kültürümüzü artirmak açisindan çok önemli.
Tüm okurlarimizin ve vatandaslarimizin mümkün oldugunca ülkemizin en ücra köseleri dahil bu tür müze ve tarihi yerleri ziyaret etmesini öneriyorum. Çünkü ülkemizde gezilip görülecek çok sayida müze, tarihi yer ve güzellikler var.
“Çok gezen mi bilir, çok okuyan mi” atasözünden yola çikarak bu müze, tarihi yerleri ziyaret edip güzellikleri görerek genel kültürümüzü ve kendimizi gelistirmis oluruz.
Imkanlar dahilinde yapilacak bu tür ziyaret ve gezilere ilk olarak kendi ilimiz ve ilçelerindeki, sonrasinda komsu il ve ilçelerdeki tarihi yer, müze ve güzellikleri ziyaret ederek baslamalarini salik veriyorum.
Siz degerleri okurlarima da zamanlarini bu tür gezi ve ziyaretlerle en iyi sekilde degerlendirmeleri temennisiyle hayirli günler ve haftalar diliyorum.
Bir sonraki yazimda bulusmak üzere sizleri Allah’a emanet ediyorum.
Kalin saglicakla…
